“İletişim sorunu” insanların olumsuz durumlar için gösterdiği en yaygın gerekçelerden biri. insanlar iki taraf oturup konuşursa her şeyin hallolabileceğine inanıyor.
Ne yazık ki, bu pek mümkün değil.
Günümüzde iletişimin kendisi bir sorun.
Çoğu entelektüel için reklam, ruhunu Amerikan iş dünyasına satmaktır; ciddiyetsiz bir mevzudur.
Konumlandırmanın tanımlanması Konumlandırma bir ürünle başlar. Bir mal, bir hizmet, bir şirket, bir kurum, hatta bir kişiyle. Belki de kendinizle.
Konumlandırma aşırı iletişim içindeki bir toplumda iletişim sorunlarını ciddi bir şekilde ele alan ilk düşünceler bütünüdür.
Hayat oyununda bir adım öne geçmek için herkes konumlandırma stratejisinden yararlanabilir.
İçinde bulunduğumuz iletişim ormanında esaslı bir vuruş yapmak için tek umut seçici olmak, belli hedeflere yönelmektir.
Zihin, günümüzdeki iletişimin hacmine karşı bir savunma olarak, kendisine sunulan bilgilerin çoğunu süzgeçten geçirir ve reddeder.
Sıradan bir insan hakkında hiçbir şey bilmediği bir konudan söz edildiğinde kılını kıpırdatmayacaktır. Fakat sıradan bir insan haksız olduğunun söylenmesine katlanamaz.
Ortalama bir zihin su damlatmakta olan bir sünger gibi; ancak var olanı gözden çıkarırsa yeni bir bilgiyi alabilir.
Zihne saplanıp kalabilmesi için mesajı keskinleştirmelisiniz. Belirsizlikleri kesip atmalı, mesajı basitleştirmeli ve sonra, uzun süre etki bırakmasını istiyorsanız, biraz daha basitleştirmelisiniz
Mesajlarınızın hedefi on ikiden vurmasının önündeki engel iletişim hacmidir.
Savaşta yer alan tüm ulusların kâğıdı bitince, İkinci Dünya Savaşı da bitecek. Mareşal Montgomery
Çok daha fazla reklama maruz kalıyor olabilirsiniz, ama zihniniz eskisinden daha fazlasını alamaz.
Günümüzde etkili reklam yapmak için, oturduğunuz yerden kalkıp kulağınızı yere dayamalı, potansiyel müşteriyle aynı dalga boyuna geçmelisiniz.
Konumlandırma zihinde bir pencere açmanın sistemidir. İletişimin yalnızca doğru zamanda, doğru şartlar altında gerçekleşebileceği olgusuna dayanır.
Bir kişinin zihnine girmenin kolay yolu ilk olmaktır.
Mesajınızı zihinde sabitlemek için ihtiyacınız olan ilk şey zihindir. Masum bir zihin. Henüz başka birinin markasıyla işgal edilmemiş bir zihin.
Evlilik, ilk olanın en iyi olandan daha iyi olduğu anlayışına dayanır. İş için de bu böyledir.
İşte başarılı olmak istiyorsanız, akla ilk giren olmanın önemini kavramalısınız
Evlilikte sadakati nasıl yaratıyorsanız, süpermarkette marka sadakatini aynı şekilde yaratırsınız: İlk olup, insanlara yerinize başkasını koymaları için neden vermeyerek.
Ya potansiyel müşterinizin zihnine sizden önce giren biri varsa?
Büyük bir gölde küçük balık olmaktansa, küçük bir gölde büyük balık olmak (ve sonra gölü büyütmek) daha iyidir.
Her süpermarketin rafları “yarı başarılı” markalarla dolup taşıyor. Bu tarz “ben de”ci ürünlerin imalatçıları yavrularının kazananlar sınıfına girmesini sağlayacak müthiş bir reklam kampanyası geliştirebilecekleri umuduna sıkı sıkıya sarılıyorlar.
Statükonun savunucuları, “Ürün iyi, plan sağlam ve reklamlar yaratıcı olduktan sonra, reklamın işe yaramaması için bir neden yok” diyorlar.
Oysa çok büyük ve gözle görülür bir nedeni göz ardı ediyorlar: Günümüzde gürültü seviyesi çok yüksek.
Eski, geleneksel yollarla hazırlanmış mesajların günümüzün aşırı iletişim içindeki toplumunda başarılı olma şansı yok.
Her reklam bir markanın imajına yapılmış uzun vadeli bir yatırımdır. David Ogilvy
Aşırı iletişim içindeki toplumumuzda başarılı olmak için bir şirketin potansiyel müşterinin zihninde bir konum yaratması gerekir; yalnızca şirketin kendi güçlü ve zayıf yönlerini değil, rakiplerininkileri de göz önünde bulunduran bir konum.
Konumlandırma çağında bir şey icat ya da keşfetmek yeterli değil. Ancak potansiyel müşterinin zihnine ilk giren olmalısınız.
Günümüzde çoğu insan için başarıya giden yollardan biri rakiplerinizin ne yaptığına bakmak ve sonra mesajın zihinlere ulaşmasını engelleyen şiirsellik ya da yaratıcılıktan uzak durmaktır. Potansiyel müşterinin aklına sade ve basit bir mesajla girebilirsiniz.
Zihin “işleyemediği” yeni enformasyonu reddeder, sadece o anki mevcut durumuna uyan enformasyonu kabul eder. Diğer her şeyi filtreler.
Reklamın başlıca amacı beklentiyi arttırmak; ürünün ya da hizmetin sizin için mucizeler yaratacağı yanılsamasını oluşturmaktır. Ve inanın reklamın yaptığı tam olarak budur.
Ortalama insan zihni aynı anda yedi birimden fazlasıyla başa çıkamaz. Bu nedenle yedi sayısı “hatırlanması gerekenler listelerinin” favori rakamıdır. Yedi haneli telefon numaraları, Dünyanın Yedi Harikası, Pis Yedili, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler… Dr. George A. Miller
Ve insanlar karmaşayla başa çıkmak için her şeyi sadeleştirmeyi öğrendiler.
Çoğu şirket rakibin konumu mevcut değilmişçesine pazarlama ve reklam kampanyalarına girişiyor. Ürünlerinin reklamını bir fanus içinde yapıyor, sonra mesajları karşı tarafa geçmeyince de hayal kırıklığına uğruyorlar.
Zihnin, eskisiyle bağlantılı olmadığı sürece, yeni ve farklı olan için yeri yoktur.
Gerçekten yeni bir ürününüz varsa, potansiyel müşteriye ürünün ne olduğundan çok ne olmadığını söylemek daha iyidir.
Eğer bir şirket birinci değilse, o zaman ikinci sıraya oturmakta birinci olmalıdır. Ve bu kolay bir iş değildir.
Ama yapılabilir.
Benzersiz bir konum bulmak için geleneksel mantığı bir kenara bırakmalısınız. Geleneksel mantık, konseptinizi kendi içinizde ya da ürünün içinde bulmanızı söyler.
Bu doğru değil. Yapmanız gereken şey potansiyel müşterinin kafasının içine bakmak.
Şirketler harika bir konumlandırma darbesi gerçekleştirdikten sonra, çoğu zaman K.N.B.K.U adını verdiğimiz tuzağa düşer: “Kendilerini neyin başarılı kıldığını unutmak.”
Günümüzde başarılı olmak istiyorsanız rakibin konumunu göz ardı edemezsiniz. Ya da kendinizinkinden uzaklaşamazsınız.
Piyasanın lideriyle rekabet etmek mümkün olsa da konumlandırmanın kuralları bunun “kafa tutarak” yapılamayacağını söylüyor.
Ateşe ateşle karşılık ver eski bir klişedir. Bu aptalca olur. Ateşe suyla karşılık vermelisiniz.
Hiçbir sorun kaçılacak kadar büyük değildir.
Başarısızlık çoğu kez vasat bir başarıya tercih edilmelidir.
Kaybeden konumuna saplanıp kalmış bir şirket çok çalışmakla fazla yarar sağlayamaz.
Liderler kendi reklamlarını öylesine hevesli bir şekilde okuyor ki sonunda hata yapmayacaklarını düşünmeye başlıyorlar. Bu yüzden de rakip yeni bir ürün ya da yeni bir özellik geliştirdiğinde, liderlerde o gelişimi karalama eğilimi oluyor.
Liderlerin bunun tersini yapması gerekir. Onlar tüm bahislere oynamalıdır. Bu da demek oluyor ki lider gururu bir kenara bırakıp her yeni ürün gelişimini umut ışığı verdiği anda benimsemelidir.
Lider tarafından yapılan klasik bir hata: Ürünün gücünün kuruluşun gücünden geldiği yanılsamasına kapılmak.
Oysa durum tam tersidir. Kuruluşun gücü ürünün gücünden, ürünün potansiyel müşterinin zihnindeki konumundan gelir.
Her marka potansiyel müşterinin zihninde belirli bir yer tutmak üzere benzersiz şekilde konumlandırılır. Devir değiştikçe, yeni ürünler gelip gittikçe, konumu değiştirmek için çaba harcanmaz. Bunun yerine değişen teknolojileri ve değişen zevkleri yansıtacak yeni bir ürün piyasaya sürülür.
Bir lideri koltuğundan eden şey elbette değişimdir.
Şirket içinde karşı hamleyi kabul ettirmek genellikle zordur. 1 Yönetim çoğu zaman yeni ürünü ya da hizmeti fırsattan ziyade rakip olarak görür.
Liderlik bir konumlandırma programının sonu değil, başlangıcıdır. Liderler fırsatlardan yararlanmak için en iyi konuma sahiptirler.
Liderler rekabette çok önde yer almak için liderlik güçlerini sürekli kullanmalıdır.
Bir takipçinin lideri taklit etmesi karşılık vermek değildir. Bunun daha iyi bir tanımı “ben de ci tepkidir.
2 numaralı şirket başarıya giden yolun “ben de”ci ama daha, iyi bir ürün sunmak olduğunu sanır.
Rakipten daha iyi olmak yeterli değildir. Ürününüzü başkası liderliği yerleşme şansı yakalamadan önce sunmalısınız; “Ben de”ci şirket ürünü iyileştirmek için değerli zamanını boşa harcar, sonra ürüne şirketin içinden bir isim verilir çünkü bu, pazardan çabucak pay kapma garantisinin kolay yoludur. Aşırı iletişim içindeki toplumumuzda tüm bunlar birer tuzaktır.
Potansiyel müşterinin zihninde bir yol bulmanın yolu nedir?
Boşluğu arayın ve sonra onu doldurun.
Boyut boşluğu
Yüksek fiyat boşluğu
Düşük fiyat boşluğu
Herkesin Her Şeyi Olmak:
Bazı pazarlama uzmanları, herkes için her şey olmak istiyorlar.
Yıllar önce, çok daha az markanın ve çok daha az reklamın olduğu bir dönemde, herkese hitap etmeye çalışmak mantıklıydı.
Ancak, günümüzde ürün arenasında konumunuzun olması şart.
Piyasada çok fazla rakip var. Düşmanlar edinmeden, herkes için her şey olarak kazanamazsınız.
Akla yeni bir ürün sokmak için, önce eskilerden birini çıkarmalısınız.
Çatışmaktan korkmayın. Yeniden konumlandırma programının özü var olan bir konseptin, ürünün ya da kişinin altını oymaktır. Çatışma, kişisel düzeyde bile olsa bir gecede şöhret kazandırabilir.
İsim potansiyel müşterinin zihnindeki merdivene ürünü asan kancadır. Konumlandırma aşamasında verebileceğiniz en önemli pazarlama kararı ürünün adıdır.
Daha az ürünün olduğu, iletişim hacminin daha küçük olduğu geçmişte, isim şimdiki kadar önemli değildi.
İsim seçmek yarış arabası kullanmak gibidir. Kazanmak için risk almalısınız. Hemen hemen jenerik ama tam da öyle olmayan isimler seçmelisiniz. Eğer ara sıra jenerik alana girseniz de varsın olsun. Dünya şampiyonu hiçbir yarışçı birkaç kez patinaj çekmeden zirveye ulaşmamıştır.
Görmeyi umduğunuz şeyi görürsünüz. Ve kötü ya da uygunsuz bir isim sadece ilk baştaki olumsuz görüşünüzü doğrulamaya yarayacak bir zincirleme reaksiyon başlatır.
Kötü bir isimde sadece olumsuz değer vardır. İsim kötü olduğunda, işler kötüye gitme eğilimindedir. İsim iyi olduğunda, işler daha iyiye gitme eğilimindedir.
Başarıya giden kestirme yol yoktur.
Bir şirketin yaşam döngüsü bir girişimcinin ürettiği fikirle başlar. Eğer başarılı olursa, bu şirketin operasyonun bir holdingin parçası olarak son bulmasını garanti edecek iki şey vardır: vergi ve ölüm.
Şirketler iki farklı stratejiyle büyüdükleri için (iç gelişim ya da dışarıdan satın alma), iki farklı “isim” stratejisi oluşmuştur. Şirket egosu stratejiyi belirler.
Bir şirket ürün geliştirdiğinde, ürüne genellikle şirketin adını verir.
Bir şirket ne zaman kendi ismini korumalı ne zaman yeni bir isim seçmelidir?
Akıllara ilk giren olursanız, herhangi bir isim işe yarayacaktır.
İlk değilseniz, uygun bir isim seçmediğiniz takdirde ateşle oynuyor olursunuz.
Yeni bir ürünün yeni bir isme ihtiyacı vardır
Yeni bir ürüne çok bilinen bir isim koymak neredeyse her zaman bir hatadır.
Bunun nedeni açık. İyi bilinen bir isim bir şeyi temsil ettiği için o noktaya gelmiştir. Potansiyel müşterinin zihninde bir konum işgal eder. Bilinen bir isim keskin çizgileri olan bir merdivenin tepesindedir.
Eğer yeni ürün başarılı olacaksa yeni bir merdivene ihtiyacı vardır. Yeni merdiven, yeni isim. Bu kadar basit.
Tahterevalli ilkesi
Potansiyel müşterinin zihnine baktığınızda neyin yolunda gitmediğini görebilirsiniz.
Bu, tahterevalli ilkesidir. Bir isim iki apayrı ürünü temsil edemez. Biri yukarı kalkınca, diğeri aşağı iner.
Birinin sizin konumunuzu almaya çalışması zaten yeterince kötü. Bunu yapmaya çalışan siz olduğunuzda ise durum trajikleşiyor.
Şirketlerin bedavacılık peşinde olmalarının bir nedeni isimsizliğin değerini takdir edememeleridir.
Siyasette, pazarlamada, hayatta, isimsizlik bir kaynaktır; fazla reklamla kolayca çarçur edilen bir kaynak.
“’Hiç kimseyle birini yenemezsiniz” der eski bir siyaset deyişi.
İsimsizliğinizi onu harcamaya hazır olana kadar korumalısınız. Ve harcadığınızda da büyük harcamalısınız. Tanınmamış bir ürünü olan tanınmamış bir şirketin reklamdan kazanacağı şey, yerleşik bir ürünü olan tanınmış bir şirketinkinden çok daha fazladır.
Andy Warhol: “Bir gün herkes 15 dakikalığına şöhret olacak.”
Sıra size geldiğinde her saniyesini değerlendirin.
Pazarlama tarihçesi yazıldığında, en kayda değer trend ürün gamı genişletme, yani yerleşik bir ürünün ismini alıp bunu yeni bir üründe kullanmak olacaktır.
Ürün gamı genişletme net, mantıklı, içten dışa düşünme modelinin bir sonucudur ve şöyle bir şeydir:
Dial sabun kalıp sabun pazarının en büyük payına sahip, harika bir ürün. Müşterilerimiz Dial deodorantı görünce, onun harika Dial sabunun üreticisinden geldiğini bilecekler.
Dial sabun pazarında büyük, deodorant pazarında ise çok küçük bir paya sahip.
Ürün gamı genişletmeye potansiyel müşteri açısından bakıp, oradan geriye doğru gidelim.
Dial potansiyel müşterinin zihninde güçlü birer konumdaydılar.
Zihinde bir yer işgal etmek ne anlama geliyor?
Marka adı genel ismin yerini tutan ya da yerine geçen bir isim haline geliyor.
Bana Dial’ı uzatsana.
Konum ne kadar güçlüyse, ismin yerine geçme o kadar sıklıkla olur.
“Genelleşmiş” isimler bıçak sırtındadır. Yani, dikkatli kullanılmalıdırlar.
Jenerik bir marka adınız varsa, markayı göz ardı edip kategoriyi tanıtma lüksüne sahipsinizdir.
Potansiyel müşterinin bakış açısından, ürün gamı genişletme jenerik marka konumunun aleyhine çalışır. Markanın zihindeki keskinliğini bulandırır. Potansiyel müşteri artık sabun istediğinde “Dial” diyemez.
Fiziksel anlamda, isim aynı zamanda bıçağın sivri ucu gibidir. Mesajın girmesi için zihinde bir geçit açar. Ürün doğru isimle boşluğu doldurur ve orada kalır.
Konumlandırmada iki nokta arasındaki en kısa mesafe her zaman en iyi strateji olmayabilir. Bariz isim her zaman en iyi isim değildir.
Daha çok ürün eklendikçe isim, ortalama tüketici için daha az anlam ifade ediyor.
Yolun kuralları
Biz ürün gamı genişletmeyi bir “tuzak” olarak adlandırıyoruz, hata değil.
Ürün gamı genişletme işe yarayabilir, eğer…
Burada koca bir “eğer” var. Eğer rakipleriniz budalaysa. Hacminiz küçükse. Rakibiniz yoksa. Eğer potansiyel müşterinin zihninde bir konum edinmeyi ummuyorsanız. Hiç reklam yapmıyorsanız.
Gerçek su ki pek çok ürün satılır, çok azı konumlandırılır.
Bu nedenle size şirket ismini ne zaman kullanıp ne zaman kullanmamanız gerektiğini anlatan bazı yol kuralları sunuyoruz:
- Beklenen hacim. Kazanma potansiyeli olan ürünler şirket ismini taşımamalıdır. Küçük hacimli ürünler ise taşımalıdır.
- Rekabet. Boş bir alanda, marka şirket ismini taşımamalıdır. Kalabalık bir alanda ise taşımalıdır.
- Reklam desteği. Büyük bütçeli markalar şirket ismini taşımamalıdır. Küçük bütçeli markalar ise taşımalıdır.
- Önem. Çığır açan ürünler şirket ismini taşımamalıdır. Kimyasallar gibi emtia ürünler ise taşımalıdır.
- Dağıtım. Raflardan alınan ürünler şirket ismini taşımamalıdır. Satış temsilcileri tarafından satılan ürünler ise taşımalıdır.
Çoğu insan daha büyük ve başarılı şirketlerde daha nitelikli insanların çalıştığını düşünür; daha küçük ve daha az başarılı şirketlerin de kalanlarla yetindiğini.
Dolayısıyla, şirketiniz potansiyel müşterinin zihninde ürün merdiveninin üst sıralarında yer alıyorsa, onun gözünde şirketiniz en nitelikli çalışanları barındırıyordur.
Zirvede değilseniz ve potansiyel müşteriye çok iyi çalışanlarınız olduğunu söylüyorsanız…
Çeşitlendirme bir çözüm değildir
Şirketler geniş bir yelpazede yüksek kaliteli ürünlerin farklı alanlardaki üreticisi olarak tanınmak ister.
Fakat çeşitlendirme kurumsal reklam yaklaşımı kadar etkili değildir. Aslında, konumlandırma ve çeşitlendirme konseptleri taban tabana zıttır.
Potansiyel müşterinin zihnindeki güçlü konumların, geniş ürün gamı değil, büyük başarılar üzerine kurulduğu hayatın bir gerçeğidir.
Bir şirket çeşitlendirmeyle daha fazla para kazanabilir. Öte yandan, bu konsepte dayanarak konum oluşturmadan önce iki kez düşünmelidir.
Konumlandırma oyununda yan gelip yatamazsınız. Konumunuzu bugünün sorunlarına ve piyasasına odaklı tutmak için sürekli tetikte olmanız gerekir.
Herhangi bir konumlandırma programına ne kadar güçlü bir algıyla başlarsanız, kendi konumunuzu oluşturmada o kadar önde olursunuz.
Başarılı bir konumlandırma programının uzun vadeli desteğe ihtiyacı vardır. Bu ister bir şirket ister bir kilise, ister bir havayolu, ister bir ülke olsun.
Bir konumlandırma sorununun çözümü genellikle potansiyel müşterinin zihninde yatar, üründe değil.
Konumlandırma her zaman zihinde olanı ele alma meselesidir.
İyi bir konumlandırma stratejisinin özü şirketin her cephesine ulaşmasıdır.
İnsanlar ürünlerle aynı hastalıktan mustarip. Tüm insanlar için her şey olmaya çalışıyorlar.
Hata yapın
Yapılmaya değer her şey berbat yapılmaya da değerdir. Eğer yapılmaya değmeyecek bir şeyse zaten hiç yapmamış olmanız gerekirdi.
Diğer yandan, eğer yapılmaya değerse ve siz onu mükemmel şekilde yapabileceğiniz zamana kadar beklerseniz, asla yapmama riskiyle karşı karşıya kalırsınız.
Bu nedenle yapılmaya değer her şey, berbat yapılmaya da değerdir.
Daha çok çalışmak nadiren başarıya giden yoldur. Daha zekice çaba göstermek daha iyi bir yoldur.
Ne kadar parlak olursanız olun, bir kaybedenle aynı kaderi paylaşmanın faydası yoktur. Titanik’teki en iyi mürettebat bile en kötüyle aynı cankurtaran filikasına binmek zorunda kaldı.
Bir kimsenin kariyerindeki çoğu büyük çıkışın kaynağı, bir iş arkadaşının o kimseyi tavsiye etmiş olmasıdır.
Hiçbir şey, dünyanın bütün orduları bir araya gelse bile, zamanı gelmiş bir fikri durduramaz. Victor Hugo
İnsanlar bazen bir fikirden çok fazla şey bekliyor. Hem harika bir fikir olsun hem de herkes o fikri harika bulsun istiyorlar.
Moda olmuş bir şey demode olmaya başlamıştır bile.
Eğer her şey olmaya çalışırsanız, sonunda hiçbir şey olursunuz.
Bir şirket, küçük istisnalar dışında, hemen hiçbir zaman temel konumlandırma stratejisini değiştirmemelidir. Yalnızca taktiklerini, uzun vadeli bir strateji oluşturmaya yönelik kısa vadeli manevralarını değiştirmekle yetinmelidir.
İşin püf noktası temel stratejiyi alıp onu iyiye götürmektir. Onu renklendirmek için yeni yollar bulun.
Ürün gamını genişlettiğinizde aslında yaptığınız şey temel konumunuzu zayıflatmaktır. Ve bu olduktan sonra, çapasız bir gemi gibi sürüklenirsiniz.
Kelimeler anlam taşımaz. Anlam kelimelerde değil, kelimeleri kullananlardadır.
İçini doldurana kadar boş olan şeker kâsesi gibi, bir kelime de biri içine bir anlam koyana kadar anlamdan yoksundur.
Zihinsel katılık başarılı konumlandırmaya engeldir.
Değişim zaman okyanusunda bir dalgadır. Kısa vadede, dalgalar çalkantı ve kafa karışıklığı yaratır. Uzun vadede, alt akıntılar her zaman daha önemlidir. Değişimle başa çıkmak için uzun menzilli bir bakış açısı benimsemelisiniz. Temel işinizi belirleyip, ona tutunmalısınız.
Neyin işe yaradığı ile neyin işe yaramadığı arasındaki farkı görmelisiniz.
Gelgit dalgası yükseldiğinde, her şey işe yarıyormuş gibi görünür; dalga geri çekildiğinde ise, hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi.
Kendi çabalarınızı ekonominin genel hareketlerinden ayırmayı öğrenmek zorundasınız.
Yarın güneş bugün doğru kararları verenlerin üzerine doğacak.
Bir şirket kendisini doğru yönde konumlandırmışsa, değişim akıntılarında ilerleyip, kendisi için doğru olan fırsatlardan yararlanmaya hazır olur. Fakat bir fırsat çıktığında, şirket çabuk hareket etmelidir.
Liderlik konumu oluşturmanın sadece şans ve zamanlamaya değil, diğerleri geri yaslanıp beklerken sizin muslukları açmaya istekli olmanıza bağlı olduğunu da görüyorsunuz.
Tarafsızlığa ihtiyacınız var
Konumlandırma çağında başarılı olmak için acımasız şekilde dürüst olmalısınız. Karar verme sürecinde tüm egoyu bir kenara bırakmayı denemelisiniz. Ego konuyu gölgelemekten başka işe yaramaz.
Unutmamalısınız ki pota olmadan basketbol oynayamazsınız.
Fikir alışverişi yapacak birine ihtiyacınız var. Aklınıza gelen şeye taze bir bakış getirecek bir başka kişi daha gerekmektedir; ya da başkasının aklına gelen fikre sizin yeni bir bakış getirmeniz.
Masa tenisi gibi, konumlandırma da en iyi iki kişiyle oynanan bir oyundur.
Ancak karşılıklı bir alışveriş ortamında fikirler daha da geliştirilip mükemmelleştirilebilir.
Konumlandırmanın ilk kuralı:
Zihin için verilen savaşı kazanmak istiyorsanız güçlü, yerleşik konumdaki bir şirketle kafa kafaya mücadele edemezsiniz. Etrafından dolanabilir, altından üstünden geçebilirsiniz, ama asla kafa kafaya çarpışmazsınız.
