Hayat, bir yolculuktan çok daha fazlasıdır aslında; her yeni gün, bize kendimizi ve dünyayı yeniden tanıma fırsatı sunar. Bazen bu yol, düz ve pürüzsüz bir patika gibi önümüzde uzanırken, bazen de engebelerle dolu bir tırmanışa ya da inişe dönüşebilir. Ama unutulmaması gereken, her adımın, her tökezlemenin bize bir şeyler öğretmek için orada olduğudur. Yolun her kıvrımı, her çıkmazı, bizi daha güçlü ve daha anlayışlı biri olmaya hazırlar.
Hayat, tıpkı Linkedin’de birkaç farklı paylaşımda karşılaştığım (kaynağı hatırlayamadığım ve sonradan bulamadığım için ekleyemedim) bu videoda gördüğümüz gibi inişli çıkışlı bir yolculuktur. Ne sürekli ileri gitmek mümkün ne de sürekli başarı ve mutluluğun peşinden koşmak… Her zaman düşeceğiz ve ayağa kalkmayı öğreneceğiz; ağladığımız anlarda gülüşleri özleyecek, hastalandığımızda sağlığın kıymetini daha derinden anlayacağız. Başarıya ulaşmak için defalarca tökezleyip doğru yolları keşfedeceğiz. Aslolan, vazgeçmemek, çabalamak ve yeniden denemekten geçer.
Başarı dediğimiz kavram ise aslında kapitalizmin bize sunduğu parlak bir illüzyondur. İnsanın yaradılışında nihai bir başarı hedefi yoktur; aksine, her anı doyasıya yaşamaktır asıl mesele. Başarıyı kazanılacak paraya, gidilecek okula ya da yaşanacak ülkeye bağlamak, hayal kırıklıklarının kapısını aralayabilir. Bunun yerine, elde ettiğimizle yetinmeyi, bulunduğumuz ortamın kıymetini bilmeyi ve çaba gösterdiğimiz sürece her anın tadını çıkarmayı öğrenmek bize daha çok mutluluk getirebilir.
Diyorum ki, mutluluk belki de sahip olduklarımızı takdir etmekle gelir. Gözünü hep başkalarının hayatına dikmiş bir insan, aslında mutlu olmayı değil, mutsuzluğun peşinden gitmeyi seçmiştir. Tıpkı videoda gördüğümüz gibi, başkaları bazen bizi geride bırakabilir, ama bu bizi yolumuzdan alıkoymamalı. Hayat bir sıralama yarışı değildir, kim birinci kim ikinci diye bir liste tutulmaz burada.

Barışın kendinizle, ailenizle, dostlarınızla ve bir gün kuracağınız kendi çekirdek ailenizle… Kendiyle barışık olan insanlar hem kendi mutluluklarının hem de çevrelerine yaydıkları neşenin kaynağı olurlar. Unutmayın, hayat bitmek bilmeyen bir öğrenme sürecidir ve merakınızı hiç kaybetmeyin.
Her sabah, yeni bir başlangıcın kapısını aralarken, içimizdeki umudu kaybetmemek önemlidir. Çünkü umut, hayatın en zor anlarında bile bize ışık tutar ve bizi ayağa kalkmaya teşvik eder. Kendimize ve başkalarına karşı sevgiyle dolu olmayı başarabildiğimizde, dünya gözümüze daha anlamlı ve güzel görünmeye başlar. İç huzuru bulmak için en büyük savaş, yine kendi içimizdedir.
Saygılarımla
